Konuralp Müzesi Gezisine Dair Bir Öğrencimizin Duygu Ve Düşünceleri

3 Haziran, 09:01

MÜZE; KONURALP’E BİR VİZE

Müze gezisi var haftaya hazırlanın gençler. Of ya ama ben müzeye gitmiştim zaten sıkıcı geçecek galiba. Pazartesi günü geldi. Dersten sonra otobüse bütün sınıf yani bir sınıf dolusu kız doluşup Konuralp’in yolunu tuttuk. Tahminen üç dakika sonra oradaydık. İçimi bir heyecan kaplamıştı.

Tarih dersi hocamız Fatih Hoca ve Türk Dili dersi hocamız Çiğdem Hoca önderliğinde şirin kasabayı yeniden keşfetmek için düştük Arnavut kaldırımlı Konuralp yollarına. Kasabanın dar sokaklarında ilerlerken Fatih Hocamız da bize buranın tarihinden bahsediyordu. Her gün önünden gelip geçtiğimiz bu kasaba meğer ne medeniyetlere ev sahipliği yapmış, ne sırlar barındırmış, ne gerçekler haykırmış. Bunları bilmemem aslında ne kadar da cahil yani öğrenmeye, araştırmaya ilgisiz olduğumu hatırlattı bana. Ama bugün her şeyi kelimesi kelimesine dinlemeli ve öğrenmeliydim. İlk durağımız Kırk Basamaklar. Buraya daha önce gelmiştim ama şimdi başka bir heyecan var içimde. Meydanda gladyatörlerin hayvanlarla mücadele ettiği insanların da Kırk Basamaklarda oturup onları seyrettiğini öğrendiğimde çok şaşırdım. Vay be. Daha neler neler. Hep belgesellerde izlediğim, filmlerde gördüğüm tarih, kitap gibi önümde apaçık öğrenilmeyi, bilinmeyi bekliyordu sanki benden. Hocalarımız ve arkadaşlarımla yukarı çıkarken önümüze çıkan inek gladyatöre saldıran aslan misali boynuzlarını gösterince buna bağırmamak elde değildi. İneğin bağlı olduğunu görüp bağırmama gülen arkadaşlarımın kahkahaları beni kendime getirdi. Ben arkadaşlarla yukarı çıkmadım. Aşağıda kalıp şarkı söylemem istendi. Böylece ben şarkı söylerken yukarıda oturanlar beni duyabilecek mi onu deneyecektik. Herkes oturduktan sonra şarkı seçimi yapıp söylemeye başladım. MÖ. bilmem kaç karşımda coşkun bir kalabalık. Turneye çıkmış ünlü bir sanatçı olan ben. Yolum Konuralp’e düşmüş. Eski adı bu değildi ama unuttum. Kalabalık meraklı gözlerle bir yandan beni izleyerek şarkımı dinliyor bir yanda da kendi aralarında hangi medeniyetten geldiğim, giyimim, konuştuğum dil hakkında konuşuyorlardı. Ah bu insanlar! Ama sanattan anlıyorlar. Sesim her yerde yankılanıyor. Şarkım bitince alkış kopuyor kalabalıktan. Ah çok mersi sevgili Roma halkı sanata ve sanatçıya saygı. “Evet yukarı gelebilirsin İrem işlem tamam” bu Fatih Hocanın sesi. Ne hayaldi ama hadi bakalım yukarıya çık şimdi. Daha sonra Kırk Basamaklardan ayrıldık kasabadaki tura devam. Olağanüstü su kemerleri muhteşemler. İnsanlar ne kadar akıllıymış helal olsun bu kemerlerle su taşımışlar halkına. Hemen hemen her adımda tarihi kalıntılar, sütunlar yerli halk evlerin yapımında, bahçe süslemelerinde bunları kullanmış. Bu da üzücü bir şey. Yapısını bozmadan hiçbir şeye dokunmasalardı keşke. Biz yolda yürürken Fatih Hoca bize bu kalıntıları gösterip bir yanda halkımızın bilinçsizce yaptığı bu durumdan  söz ediyordu. Ama bizi görenler garip bakıyorlardı bize. Belki de “bunların ne işi var burada niye anlatıyor bu adam bunları” “Biz bir şey yapmıyoruz ki amca niye aldın o güzelim taşı bahçene koydun” diye geçirdim içimden. Son durak müze. Müze müdürü uzun uzun eserleri anlattı; konuşması uzayınca ben de aşağıda bulunan büyük mozaiği inceledim. Ne kadar da büyük ve ilginç. Patlayan flaşlar, vitrinde duran geçmişten günümüze gelen eşyalar. İncele, bak, bilmediğin bir şey  gördüğünde “ Fatih Hocam bu nedir? Ne işe yarıyor?” Hocamız da sağ olsun anlatıyor anlatıyor. Bahçede gördüğümüz eserler ayrı bir zenginlik. Hatta bir kraliçenin mezarını gördüğümde çok beğendim doğrusu. Doğacak çocuklarıma vasiyetimdir ben de o mezarın aynısından istiyorum yoksa sütümü helal etmem. Şaka şaka ben onun içinde rahat edemem zaten sonra beni içinden alıp müzeye koyarlar. Evet her şey güzel olduğu kadar ne kadar da yabancıydı bana. Yazık bunca sene Düzce’deyim ama bu tarihten bu zenginlikten bir haberim. Artık öğrendim. Bu geziyi düzenleyen hocalarıma çok teşekkür ederim. Bana çok şey kattı bu gezi. Çok eğlenceli, çok verimliydi. Başlıkta da değindiğim gibi müze; Konuralp’e bir vize.

×